İcra Hukuku
İcra Hukukunda Faiz Kavramı, Hukuki Niteliği ve 2026 Uygulaması
· 22 dk okuma
İcra Hukukunda Faiz Kavramı, Hukuki Niteliği ve Temel Sınıflandırmalar
İcra hukuku bağlamında faiz, bir miktar paranın belirli bir süre boyunca kullanılmasından, o paradan mahrum kalınmasından veya zamanında ödenmemesinden kaynaklanan, asıl alacağa bağlı (fer’i) hukuki bir semeredir. Alacaklının, vadesi gelmiş bir borcunu tahsil edememesi durumunda devletin cebri icra organlarına başvurmasıyla birlikte, alacağın zaman içindeki reel değer kaybını (enflasyon karşısında erimesini) önlemek ve borçluyu ifaya zorlamak amacıyla faiz mekanizması devreye girer.
Türk hukuk sisteminde icra takibine konu edilebilecek faiz türleri, borcun kaynağına (sözleşme, haksız fiil, sebepsiz zenginleşme) ve tarafların sıfatına (tacir olup olmamalarına veya ticari iş niteliğine) göre köklü farklılıklar göstermektedir.
Kanuni Faiz ve Akdi Faiz Ayrımının Temelleri
Akdi faiz, tarafların serbest iradeleriyle, Anayasa ve Borçlar Kanunu’nda yer alan sözleşme özgürlüğü çerçevesinde belirledikleri faiz oranıdır. İcra takibi başlatılmadan önce işlemeye başlayan ve takibin kesinleşmesine kadar tarafları bağlayan temel unsur budur. Akdi faizin sınırları, özellikle tüketici işlemlerinde ve genel işlem koşullarında kanunla sınırlandırılmış olmakla birlikte, ticari işlerde nispeten daha serbest bırakılmıştır.
Ancak, sözleşmede herhangi bir faiz oranının belirlenmediği, faiz oranının sonradan geçersiz kılındığı veya borcun haksız fiil, sebepsiz zenginleşme gibi sözleşme dışı bir kaynaktan doğduğu durumlarda 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun devreye girmekte ve “Kanuni Faiz” uygulanmaktadır. Kanuni faiz, devlet tarafından belirlenen ve taraflar aksini kararlaştırmadıkça yasal bir varsayım olarak uygulanan asgari orandır.
Temerrüt Faizi ve İcra Takiplerindeki Yeri
Temerrüt faizi, borçlunun borcunu ifa etmekte hukuka aykırı olarak gecikmesi (temerrüde düşmesi) sonucunda, alacaklının herhangi bir zararını ispat etmesine veya borçlunun kusurlu olmasına gerek kalmaksızın mutlak surette talep edebileceği faiz türüdür. Temerrüt faizi, borçlunun temerrüde düştüğü tarihten itibaren işlemeye başlar.
Sözleşmede kesin bir vade tarihi belirlenmişse (örneğin bir bononun üzerindeki vade tarihi), bu tarihin bitiminden itibaren başka hiçbir ihtara gerek kalmaksızın temerrüt faizi işlemeye başlar. Vade tarihi belirsizse, alacaklının borçluya göndereceği bir ihtarname ile temerrüt süreci başlatılır; bu durumda ihtarnamede verilen sürenin bitiminden, ihtarname yoksa icra takibinin başlatıldığı veya davanın açıldığı tarihten itibaren faiz hesaplanır. Temerrüt faiz oranları, borcun adi bir borç mu yoksa ticari bir iş mi olduğuna göre köklü bir ayrım gösterir ve ticari işlerde bu oranlar önemli ölçüde yüksektir.
Mürekkep Faiz (Bileşik Faiz) Yasağı ve İstisnaları
İcra takibinde faiz hesaplamasının en katı sınırlarından biri mürekkep faiz yasağıdır. 3095 sayılı Kanun’un 3. maddesi uyarınca, kanuni faiz ve temerrüt faizi hesaplanırken mürekkep faiz (faize faiz yürütülmesi) kesin olarak yasaklanmıştır. Bu emredici kural, tarihi süreçte fahiş faiz uygulamalarını önlemek amacıyla getirilmiş olup, maddenin devamında 22 Mart 1303 tarihli Murabaha Nizamnamesi’nin yürürlükten kaldırıldığı ifade edilerek eski dönemin tefecilik uygulamalarına yasal bir set çekilmiştir.
Bu yasağın istisnaları yalnızca Türk Ticaret Kanunu’nun sınırlı hükümlerinde (örneğin cari hesap sözleşmelerinde üç aydan aşağı olmamak üzere faiz kapitalizasyonu yapılabilmesi) ve bankacılık mevzuatında (TCMB’nin kredi kartı ve KMH gecikmelerinde belirlediği özel sınırlar dahilinde) mevcuttur.
Pratik Sonuç
Bir icra takibinde alacaklı, takip tarihine kadar işlemiş olan temerrüt faizini asıl alacağa ekleyerek (kapitalize ederek) bu yeni toplam üzerinden takipten sonrası için yeniden faiz yürütülmesini talep edemez. Böyle bir talep, icra müdürü tarafından re’sen reddedilmeli ve faiz yalnızca asıl alacak (anapara) üzerinden işletilmelidir. Aksi yöndeki işlemler, icra mahkemesine süresiz şikayet yoluyla iptal ettirilebilir.2026 Yılı İtibarıyla Geçerli Faiz Oranları
Türkiye’deki icra faizi oranları, makroekonomik koşullar, ülkenin enflasyon dinamikleri ve küresel finansal eğilimler göz önünde bulundurularak Cumhurbaşkanlığı ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından periyodik olarak güncellenmektedir. 2026 yılı itibarıyla icra dairelerinde uygulanan güncel parametreler aşağıdaki tabloda analitik olarak özetlenmiştir.
| Faiz Türü | 2026 Oranı | Yasal Dayanak | Uygulama Alanı |
|---|---|---|---|
| Kanuni Faiz (Yasal Faiz) | Yıllık %24,00 | 8485 Sayılı C.B. Kararı (01.06.2024) | Sözleşmede oran yoksa, haksız fiiller |
| Ticari Temerrüt Faizi (Mal/Hizmet) | Yıllık %43,00 | TCMB Tebliği (TTK m. 1530) | Mal/hizmet tedarikinde geç ödeme |
| Ticari Avans Faizi | Yıllık %39,75 | TCMB Nis/May 2026 Tebliği | Kambiyo senetleri, ticari temerrüt |
| Ticari Reeskont Faizi | Yıllık %38,75 | TCMB Nis/May 2026 Tebliği | Vadesi gelmemiş senet iskontosu |
| Gecikme Zammı / Amme Alacağı | Aylık %3,71 | 13.11.2025 tarihli C.B. Kararı | Vergi, SGK, idari para cezaları |
TCMB Reeskont ve Avans Faizlerindeki Stratejik Daralma
Ticari nitelikteki icra takiplerinde en çok başvurulan oran olan avans faizi, kambiyo senetlerine (çek, poliçe, bono) dayalı alacakların tahsilinde kilit rol oynamaktadır. TTK’nın 3. ve 19. maddeleri uyarınca bir kambiyo senedi düzenlemek mutlak ticari iş sayıldığından, temel borç ilişkisinin adi bir ilişki olup olmadığına bakılmaksızın bu senetlerin icraya konulmasında 3095 sayılı Kanun’un 2. maddesi atfıyla avans faizi talep edilebilmektedir.
TCMB’nin para politikalarındaki tarihsel gelişim incelendiğinde; 2023 yılının son çeyreğinde enflasyonla mücadele kapsamında başlayan sert parasal sıkılaştırma döngüsü ile avans faizinin 2023 sonunda %44,25’lere, ardından Nisan 2024’te %51,75 zirvesine ulaştığı görülmektedir. Ancak 2025 yılı sonu ve 2026 yılının ilk çeyreğinde dezenflasyonist sürecin etkilerini göstermeye başlaması ve Merkez Bankasının politika faizini %37 bandında sabit tutma kararı almasıyla birlikte, piyasa faizlerinde kademeli bir normalleşme ve gevşeme süreci yaşanmıştır.
Bu bağlamda, TCMB’nin Nisan 2026 tarihinde yayımlanan tebliği ile reeskont işlemlerinde iskonto faiz oranı yıllık %41,25’ten %38,75’e, avans işlemlerinde uygulanan faiz oranı ise yıllık %42,25’ten %39,75’e düşürülmüştür. Bu 250 baz puanlık indirim, ticari icra takiplerinde borçluların üzerindeki temerrüt faizi yükünü makro düzeyde hafifletirken, alacaklılar açısından tahsil edilecek fer’i alacak miktarında bir azalma anlamına gelmektedir.
Mal ve Hizmet Tedarikinde Yüksek Ticari Temerrüt Faizi (%43)
6102 sayılı TTK’nın 1530. maddesi, özellikle KOBİ’lerin piyasadaki hakim durumu elinde bulunduran büyük işletmeler karşısında korunması ve ticari hayatta nakit akışının tıkanmaması amacıyla, mal ve hizmet tedarikinden kaynaklanan geç ödemelere yönelik özel ve katı bir temerrüt mekanizması ihdas etmiştir.
2024 ve 2025 yılları boyunca %50’lerin üzerinde seyreden (örneğin 2025 başında %53,25 olan) bu oran, piyasadaki faiz indirim döngüsüne paralel olarak 2026 yılı için yıllık %43 olarak tespit ve ilan edilmiştir. Aynı tebliğ kapsamında alacağın tahsili masrafları için talep edilebilecek asgari giderim tutarı da 2.020 TL olarak sabitlenmiştir.
İcra Faizi Hesaplama Metodolojisi ve Vaka Analizleri
İcra faizinin hesaplanmasında en kritik noktalar; faiz başlangıç tarihinin doğru tespit edilmesi, faiz oranlarının dönemlere göre kademelendirilmesi ve faizin işleyeceği sürenin hukuki geçerliliğe sahip gün esasına göre hatasız belirlenmesidir.
Gün Hesabı ve Matematiksel Formülasyon
Türk hukuk doktrininde ve Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında, bankacılık teamüllerinin aksine (bankalar genellikle yılı 360 gün olarak dikkate alır), icra faizi hesabında 1 takvim yılı standart olarak 365 gün kabul edilmektedir. UYAP ile entegre çalışan icra dairesi yazılımları 365 gün paydasını mutlak bir baz olarak almaktadır.
Genel İcra Faizi Formülü
Faiz Tutarı = (Anapara × Yıllık Faiz Oranı × Temerrüt Gün Sayısı) ÷ (365 × 100)
Reeskont işlemlerinde, borcun vadesinden önce ödenmesi halinde yapılacak indirimin hesaplanmasında uygulanan formül farklı bir ters kurguya sahiptir.
Resmî Reeskont (İskonto) Formülü
F = A − [ (A × 360) ÷ (360 + (m × t)) ]
F: İskonto tutarı · A: Senedin nominal değeri · m: Faiz oranı · t: Vadeye kalan gün sayısı
Senaryo 1: Tek Kademeli Ticari Avans Faizi Hesabı
Bir alacaklının, 100.000 TL tutarındaki bir bonoyu vadesinden tam 30 gün sonra icraya koyduğunu varsayalım. Ticari avans faizi oranı %39,75 (Nisan 2026 sonrası güncel oran) olarak kabul edildiğinde:
İşlemiş Temerrüt Faizi = (100.000 × 39,75 × 30) ÷ 36.500 = 3.267,12 TL
Alacaklı, takip talebine “100.000 TL asıl alacak, 3.267,12 TL işlemiş temerrüt faizi olmak üzere toplam 103.267,12 TL alacağın, asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek yıllık %39,75 avans faizi ile birlikte tahsili” ibaresini ekleyecektir. İşlemiş 3.267,12 TL faiz üzerinden takipten sonra faiz yürütülmesi mürekkep faiz yasağı gereği mümkün değildir.
Senaryo 2: Kademeli Faiz ve TBK m. 100 (Kısmi Ödeme)
İcra dosyalarında faiz oranı genellikle sabit kalmaz. Borcun temerrüde düştüğü tarihten tahsil tarihine kadar geçen sürede TCMB oranları değişirse, faiz hesabı bu dönemlere bölünerek (kademeli olarak) yapılır. Daha karmaşık olan durum kısmi ödemelerdir.
6098 sayılı TBK’nın 100. maddesi uyarınca, borçlu faiz ve masrafları ödemekte gecikmişse, yaptığı kısmi ödeme öncelikle masraflara ve işlemiş faize mahsup edilir. Yukarıdaki 103.267,12 TL’lik borca karşılık borçlu icra dairesine 10.000 TL yatırırsa, bu bedel önce icra masraflarına, ardından 3.267,12 TL olan işlemiş faize sayılır. Kalan miktar anaparadan (100.000 TL) düşülür ve bir sonraki faiz hesaplaması, bu azalmış anapara üzerinden yapılır.
Yabancı Para (Döviz) Alacaklarında Faiz Rejimi
Sözleşme serbestisi kapsamında veya ihracat/ithalat gibi uluslararası ticari işlemlerden doğan döviz cinsinden ifade edilen borçların icra takibine konu edilmesi durumunda faiz mekanizması, TL alacaklardan tamamen farklı çalışır. Bu husus, 3095 sayılı Kanun’un 4/a maddesinde özel olarak düzenlenmiştir.
Bu maddeye göre, sözleşmede daha yüksek bir oran kararlaştırılmamışsa, yabancı para borcuna devlet bankalarının o yabancı para birimi ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır. Yabancı para alacaklarında kanuni veya ticari temerrüt faizi (%24 veya %39,75) kesinlikle uygulanamaz.
2026 yılı bankacılık sektörü ve TCMB verileri incelendiğinde, devlet bankalarının USD cinsinden 1 yıl vadeli mevduatlara uyguladığı yıllık azami faiz oranlarının %1,66 ile %1,84 bandında, EUR mevduatlarda ise %1,06 ile %1,11 arasında olduğu görülmektedir.
Yargı İçtihadı
Yargıtay denetiminden geçen Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) kararlarında benimsenen ilkeye göre, bankaların TCMB’ye bildirdiği azami kâğıt üzerindeki oranlar değil, şubelerde fiilen uyguladığı oranlar esas alınır. Bildirilen oran ile fiilî oran farklıysa hesaplama, borçlunun şikayeti üzerine fiilî oranlara göre düzeltilir.AYM’nin 3095 Sayılı Kanun’un 1. Maddesini İptali
2026 yılına damgasını vuran ve Türkiye’deki icra ve borçlar hukukunun temel paradigmalarından birini sarsan en önemli hukuki gelişme, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) 3095 sayılı Kanun’un 1. maddesinde yer alan kanuni faiz oranına ilişkin hükmü iptal etmesidir. Karar, (E. 2024/24, K. 2025/164 sayılı dosya numarası ile) 1 Aralık 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmış olup, hukuki bir boşluk oluşmasını engellemek adına, kararın yayımından 9 ay sonra, yani 1 Eylül 2026 tarihinde yürürlüğe girmesi hükme bağlanmıştır.
İptalin Gerekçesi: Enflasyonist Aşınma ve Mülkiyet Hakkı
AYM’nin önüne norm denetimi yoluyla gelen somut uyuşmazlık, 2023 Kahramanmaraş depremleri sonucunda yıkılan bir taşınmazdan doğan zararın tazminine ilişkindir. Kararda, para alacağının enflasyon etkisiyle yitirilen değerinin makul bir seviyede telafi edilmesini sağlayacak güvencelerin kanunda bulunmamasının, Cumhurbaşkanı artırım yetkisini tam olarak kullansa bile (%24) ulaşılan seviyenin enflasyonist aşınmayı karşılayamadığının altı çizilmiştir. Bu durum, Anayasa’nın 35. maddesinde koruma altına alınan mülkiyet hakkının özüne dokunan bir ihlal olarak kabul edilmiştir.
İptalin Kapsamı ve Munzam Zarar Çıkmazı
İptal kararının en önemli detayı, kapsamının yalnızca sözleşmeden kaynaklanmayan borç ilişkileri (haksız fiiller, trafik kazasından doğan tazminatlar, sebepsiz zenginleşme talepleri vb.) ile sınırlı tutulmuş olmasıdır. Sözleşmeye dayalı adi alacaklarda uygulanan %24’lük kanuni faizin enflasyonist ortamda adil ve anayasaya uygun olduğu anlamına gelmemekte; sözleşmeden doğan bir uyuşmazlıkta yapılacak yeni bir norm denetimi başvurusu ile maddenin kalan kısmının da iptal edilmesi kuvvetle muhtemel görülmektedir.
Yasama Beklentisi
Bu norm iptali, TBMM’yi faiz oranlarını statik yüzdelerden kurtararak; enflasyona, TÜFE oranlarına veya TCMB faiz hadlerine dinamik olarak endeksleyecek kalıcı bir kanuni reform yapmaya zorlamaktadır. Yeni kanun yapılana kadar geçecek olan sürede, 1 Eylül 2026’ya dek eski %24’lük sistem yürürlükte kalmaya devam edecektir.İcra Takip Maliyetleri, Harçlar ve 2026 AAÜT Projeksiyonu
Bir alacağın cebri icra dairesi vasıtasıyla tahsili, sadece asıl alacak ve faiz kalemlerinden ibaret değildir; devletin sunduğu kamu hizmeti karşılığında aldığı harçlar, masraflar ve avukatlık vekalet ücretleri ile şekillenen ve borçlunun omuzlarına binen devasa bir “Kapak Hesabı” üzerinden yürütülür.
2026 İcra Harç ve Gider Parametreleri
- İcraya Başvurma Harcı: Genel takiplerde 427,60 TL’den başlar, 732,00 TL’ye kadar çıkabilir. İflas ve konkordato taleplerinde 1.206,00 TL.
- Peşin Harç: İlamsız takiplerde alacak tutarının ‰5’i; tahsil harcından mahsup edilir. İlamlı takiplerde peşin harç alınmaz.
- Tahsil Harcı: Ödeme emri sonrası hacizden önce %4,55; haciz sonrası satıştan önce %9,10; satış ile tahsilde %11,38; maaş haczinde sabit %4,55.
- Cezaevi Harcı: Tahsilatın %2’si.
- Tebligat & Gider: Normal tebligat 120-175 TL, hızlı tebligat 350 TL; vekaletname için baro pulu (96,00 TL) ve vekalet suret harcı (60,80 TL).
2026 AAÜT (Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi)
Avukatlık hizmetlerinin asgari bedelini belirleyen 2025-2026 AAÜT’de, enflasyonist etkileri dengelemek amacıyla maktu ücretlerde yaklaşık %90,40 oranında tarihi bir artışa gidilmiştir.
- Maktu Vekalet Ücreti: İcra Mahkemeleri ve genel icra takipleri için taban tutar en az 9.000 TL.
- Nispi Vekalet Ücreti: İlk 600.000 TL için %16; sonraki 600.000 TL için %15; sonraki 1.200.000 TL için %14; bakiye için kademeli olarak %1’e kadar düşer.
Örnek Kapak Hesabı (1.600.000 TL Anapara)
| Dilim | Oran | Vekalet Ücreti |
|---|---|---|
| İlk 600.000 TL | %16 | 96.000 TL |
| Sonraki 600.000 TL | %15 | 90.000 TL |
| Kalan 400.000 TL | %14 | 56.000 TL |
| Toplam İcra Vekalet Ücreti | 242.000 TL |
9. Yargı Paketi ve Cebrî İcra Kanunu Taslağı
Türkiye’de icra iflas sistemi, milyonlarca dosyanın yarattığı fiziki ve hukuki darboğazları aşmak, dijitalleşmeyi artırmak ve mahkemelerin iş yükünü hafifletmek amacıyla sürekli bir reform sürecindedir. 2024 sonlarında meclise sunulan ve 2026 yılı icra uygulamalarını şekillendiren 9. Yargı Paketi (7577 Sayılı Kanun) ve Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan Cebrî İcra Kanunu Taslağı, bu modernizasyon vizyonunun en net yansımalarıdır.
E-İhale Sistemine Getirilen Yenilikler
- Asgari Artış Kuralı: Açık artırmada yeni teklif, malın muhammen kıymetinin ‰5’inden ve her halükarda 1.000 TL’den az olamaz.
- Süre Uzatımı (Anti-Sniping): Son 10 dakika içinde verilen yeni teklif, açık artırmayı 3 dakika uzatır; her yeni teklifte 3 dakika daha uzar. Toplam uzama süresi 1 saati geçemez.
Cebrî İcra Kanunu Taslağı ile Yeniden Yapılanma
- Terminolojik Sadeleştirme: “İcranın geri bırakılması” ve “tehiri icra” kavramları kaldırılarak yerine “icranın ertelenmesi” getirilmektedir.
- Re’sen Usulsüzlük Denetimi: İcra dairelerine, tebligat usulsüzlüğünü şikayet beklemeden re’sen gözetebilme yetkisi tanınmaktadır.
- Hızlı Dosya Kapanışı: Süresi içinde haciz istenmemesi halinde takiplerin hızla düşürülmesi kuralları katılaştırılmıştır.
2026 Parasal Sınırlar ve Yargı Yolu Kriterleri
İcra ve İflas Kanunu ile HMK’da yer alan parasal sınırlar, her yıl Vergi Usul Kanunu uyarınca Maliye Bakanlığınca ilan edilen yeniden değerleme oranında (2026 yılı için %25,49) artırılarak uygulanmaktadır. 9. Yargı Paketi ile İİK Ek 1. maddede yapılan değişiklikle, yeniden değerleme sonucu belirlenen parasal sınırların 1.000 TL’yi aşmayan küsuratları doğrudan dikkate alınmamaktadır.
| Yargı Mercii / İşlem | 2026 Sınırı | Hukuki Sonuç |
|---|---|---|
| İcra Mahkemesi İstinaf Kesinlik Sınırı | 119.000 TL | Altındaki kararlar kesindir, BAM’a gidilmez. |
| Hukuk Davaları Temyiz Sınırı | 682.000 TL | Altındakiler Yargıtay’a taşınamaz. |
| Yargıtay Temyiz Duruşma Sınırı | 1.023.000 TL | Duruşmalı inceleme talebi için asgari değer. |
| Tüketici Hakem Heyeti Sınırı | 186.000 TL | Altındaki uyuşmazlıklar önce hakem heyetine. |
| Senetle (Kesin Delille) İspat Sınırı | 41.000 TL | Üstü tanıkla ispat edilemez (HMK m. 200). |
| Asliye Ticaret Mahkemesi Heyet Sınırı | 2.861.000 TL | Üstündeki davalar heyet (üç hâkim) ile görülür. |
Geriye Yürümezlik İlkesi
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun (HGK) 02.07.2025 tarihli kararı (2024/10-205 E., 2025/410 K.) ışığında, kanuni değişikliğin kararı verilmiş davalar yönünden geriye yürümeyeceği ve istinaf/temyiz hakkının doğduğu kararın verildiği tarihteki değil, ilk davanın açıldığı tarihteki kesinlik sınırının esas alınacağı mutlak olarak kabul edilmiştir.
Sonuç ve Geleceğe Yönelik Stratejik Değerlendirme
Türkiye’de icra faizi hesaplama metodolojisi ve genel icra iflas uygulamaları, 2026 yılı itibarıyla köklü, çok boyutlu ve sancılı bir transformasyon sürecinden geçmektedir. Bu transformasyonun temelinde iki ana dışsal itici güç bulunmaktadır: enflasyonist makroekonomik baskıların alacaklı-borçlu dengesinde yarattığı asimetriyi giderme çabası ve yargı süreçlerini dijitalleştirerek tahsilat verimliliğini artırma hedefi.
AYM’nin 3095 sayılı Kanun’un 1. maddesini sözleşme dışı borçlar yönünden iptal etmesi, devletin paranın zaman değerini koruma ve enflasyon kaynaklı erimeyi telafi etme yükümlülüğünün anayasal mülkiyet hakkı ekseninde yeniden tanımlandığını gösteren devrimsel bir adımdır. 1 Eylül 2026 tarihine kadar Yasama’nın faiz oranlarını TÜFE, ÜFE veya TCMB politika faizine dinamik olarak endeksleyen yeni bir yasal düzenleme yapması kaçınılmaz görünmektedir.
TCMB’nin 2026 bahar aylarında ticari avans ve reeskont faizlerinde gerçekleştirdiği 250 baz puanlık indirimler, sıkı para politikasından kontrollü stabilizasyona geçişin sinyalini verirken; %90’ları aşan AAÜT artışları ve harç güncellemeleri, küçük meblağlı alacakların icra yoluyla tahsilini ekonomik olarak rasyonel olmaktan çıkararak tarafları arabuluculuk gibi alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına yöneltmektedir. 2026, icra hukuku uygulayıcıları için risklerin ve yeniliklerin bir arada yaşandığı analitik bir milat olma özelliğini taşımaktadır.